Katana Zero

Oyun sektöründe, müzikleri ve hızlı temposuyla birlikte hatıralarımızda güzelce yer edinen Hotline Miami'yi duymayan azdır. Sert mizacı, zorlu bölümleriyle hatırladığımız Miami gelip bir anda sektörde ve kişisel olarak benim dünyamda hızlıca sabit bir yer edinmişti. 2012'den 3 yıl sonra Hotline Miami 2: Wrong Number ise ağzımızın suyunu kesmiş fakat açlığımız yine de dindirememişti. Aradan geçen 4 yılın ardandan ise 2019'da steam da önerinler arasında Katana Zero'yu görmüştüm. Ve evet arkadaşlar ilk görüşte aşktı bu.



AskiiSoft adlı bir japon indie oyun firmasının çıkardığı Katana Zero; platform aksiyon oyunudur. Platform mekanikleri oldukça kısıtlı ama buna karşın oyuncuya sunduğu aksiyon hissiyatı inanın oyunun bir platformer olduğunu size hızlıca unutturuyor. Açıkçası AskiSoft'un yaptığı diğer oyunları Katana Zero'yla tanışana kadar fark edememiştim. Gerçi ettikten sonrada çokta memnun olduğum söylenemez. Ama Zero için aynısını söylemek mümkün değil. Gelin bu oyunu güzel yapan şeylere biraz göz atalım önce.
Metacritic notları AAA oyunlarla yarışan bu kısa oyunumuzun oyuncular tarafından en beğenilen tarafı aslında dediğim gibi kısa olmasıydı. Düşük fiyatı bunu bir dezavantaj olmaktan çıkarıyor. Oyuncuya kısa, öz bir deneyim yaşatıyordu. Günümüz de sırf oynanma süresi uzasın diye içi bom boş açık dünyalar olan ve yine sırf oyuncuyu grindlamak için tasarlanmış açık dünyası kadar boş ve sıkıcı yan görevler yığınlarından 4 saatte olsa bizi kurtarmış, ne zaman darlanıp refine bir deneyim yaşamak istesem sürekli durağım olmuştur Zero. Peki bu Zero ne anlatıyor gelin bakalım.


İnsanların dragon diye seslendiği mafyaya çalışan bir tetikçi olarak başlıyoruz oyuna. Tetikçi dediysem yanlış anlaşılmasın mesleki açıdandı o. Çünkü karakterimiz oyunun isminde de geçtiği gibi vuruşu aşırı tatmin edici bir katana ile ilerliyor. Sabahları uyanan dragonun yaptığı ilk iş psikiyatristine gidip (aynı zamanda iş verenimiz olur kendisi) her gece istisnasız gördüğü devamlı rüyadan bahsedip ilacını alıyor. Rüyalardan bahsetmişken karakterimiz geçmişi bize görülen devamlı kabuslarla anlatılıyor. Yavaş yavaş açılan bu kabuslar ilerledikçe dragonun geçmişine dalıp keşfetmeye ve kendisiyle ne kadar psikopat bir mafya tetikçisi olsa da empati kurmaya başlıyoruz. Oyunun bu anlatım tarzını oldukça öznel ve güzel bulduğumu da söylemek isterim.

Oyunda sadece dragonu değil başka karakterleri de kontrol ediyoruz fakat onun hakkında bir şeyler yazarsam bu kısa rafine deneyiminizi baltalayabilirim o yüzden hızlıca mekaniklere geçelim dragon gibi.



Yukarıdaki gif' de görüldüğü üzere dragonun zamanı yavaşlatma özelliği var. Bu özellik sayesinde mermileri vurup sektirebiliyoruz, kalabalık düşman gruplarının arasından galibiyetle çıkıp yüzümüzde bir  sırıtma ile bir daha ki bölüme geçebiliyoruz. Ama asıl tatmin edici olan kılıcın hızı ve vuruş hissi. Oyun çok nadir güçsüz olduğunuzu hissettiriyor (sadece boss savaşları). Dragon nasıl hikayede herkesin korktuğu bir tetikçiyse, oyuncu da oyunun başındayken dragonun gücünü verdiği tepki süresine, düşmanlarını tek kılıç hamlesiyle öldürmesine ve aşırı çevik yapısıyla hissedebiliyor. Ne kadar dragona güçlü desem de sakın oyunu kolay sanmak gibi bir hataya düşmeyin. Çünkü dragonunda çok zayıf bir noktası var. O da düşmanları gibi tek hamlede ölüyor. Böylelikle bir bölümü bazen pek çok defa oynamak zorunda kalabiliyorsunuz. Tam o sırada da AskiSoft'un zeki fikri oyunun sıkıcı olmasını engelliyor. Bunu sağlayan şey ise öldüğünüzde bölüm başına yükleme ekranı olmadan oyunun sizi atmasıdır. Bu mekaniğe Celeste'de rastlamıştım. Orda da çok güzel çalışıyordu. Gelelim bir diğer zeki tasarıma. 


Oyunda her bölümün sonrasında bölümün tekrarını zaman yavaşlatmaları olmadan izleyebiliyorsunuz. Ben ilk başta bu özelliği oyunun, oyuncuyu taktiksel olarak geliştirmesi için konulduğunu düşünsem de sonrada sadece izlemesinin ne kadar keyifli olduğunu fark edip oyuncuya SoulsBorn'ların yaşattığı o "I GOT THİS" hissiyatını hissettirmek amacıyla yapıldığını anladım. Ve evet işe de yarıyor.

Son olarak ise oyunun tabi ki her bölümdeki farklı ve muazzam retro-synthwave müziklerinden bahsetmek istiyorum. LudoWic isimli müzisyen bütün şarkıları kendisi beslemiş. Böylelikle de Katana Zero sadece oyun kütüphaneme değil artık müzik listelerime girmiş oldu.

Evet arkadaşlar biraz uzun bir incelemenin sonuna gelmiş bulunmaktayız. Benim oyun hakkındaki fikrim ise "Oynayın , Oynattırın " 

Bir daha ki incelemede görüşmek üzere..

Yorumlar